Sabahleyin
uyandığımda göz ucuyla dışarıya baktım, hafif bir yağmur yağıyordu. Eyvah dedim
içimden Yalova seyahati iptal olacak. Sonra düşündüm ve umudunu kayıp etme
dedim. Daha saat 11’e çok var dedim ve yorganı başıma çektim.
Gezi
için her zaman bir bahane bulunur. Bugünkü bahanemiz Yalova’da bulunan bir termal
tesisi gezmek hem de bu gezi tamamen bedava..
14
Mart saat on bire çeyrek kala artık hazırız, son zamanlarda bizde moda oğlumla
birlikte seyahat etme. Yine beraberiz. Annesi bizi 212 alışveriş merkezi önüne
bıraktı. Gökyüzünde yoğun bir şekilde kara bulutlar var. Hava soğuk kalın giysilerimizi aldık. Üç
minibüs bizi bekliyor. Aileler yavaş yavaş geliyor. Ve saat 11.15’de hareket
ediyoruz. Arabada bizimle birlikte yedi aile var. Yanlarına küçük çocuklarını
aldılar. Hareket eder etmez ağlamaya başladılar. Ne insanlar var diye hayret
ettim. Tem yolundan Kadıköy istikametine
doğru hareket ettik. Arabanın radyosu hızlı Ankara havaları çalan Seymen
radyosuna ayarlı olduğu için bol oyun havaları içerisinde yolculuğumuz devam
etti. Ancak genç sürücümüz araba hareket eder etmez telefonla konuşmaya
başladı. Araplar gibi gırtlaktan kelimeleri söylemesi ve elini bırakıp hızla
giden aracı dizi ile kontrol etmesi sinir katsayımı yükseltti. Ama sesimi
çıkartmadım. Çevreyi seyretmeye ve yolları öğrenmeye çalışıyordum.
İstanbul’a
yenibahar gelmişti. Sitelerin, apartmanların ve yolların araları yeşilleniyor.
Ama evler doğayı neredeyse tamamen istila edecek. Yine otoyollar otların, çiçeklerin büyümesine
engel oluyor. Yollar üzerindeki viyadükler yüksekten manzaraya bakmayı
sağlıyor. Karşımıza bir anda Fatih
Sultan Mehmet Köprüsü geldi. Köprüden
yalıların görünüşü muhteşem. Boğazda gemiler nazlı birer kuğular gibi
dolaşıyorlar. Köprünün hemen karşısında “Asya kıtasına hoş geldiniz” levhası bizi karşılıyor.
Yollar
gitmekle bitiyor. Biz Kocaeli’ne doğru hızla gidiyoruz. Manzara hep aynı evler,
apartmanlar ve alışveriş merkezleri. Ara
sıra yeşillikle parklarla karşılaşıyoruz. Ve sonunda Eski hisar sahiline
geldik. Aracımızı feribotla karşı sahile
geçireceğiz. Belki de gezimizin en güzel yanı burası olacak. 60 tl’yi sürücü
ödedi. Hemen feribota yaklaştık ve araç feribotta yerini aldı. Yıllarca
Kıbrıs’a arabamla giderken çektiğim eziyet aklıma gelince içimden aferin dedim,
bu iş demek ki istense bu kadar basit olabiliyor.
Deniz
yolculuğumuz yoğun kara bulutlu bir havada başlıyor. Hafif bir rüzgar içimizi ferahlatıyor.
Oğlumla yukarıdaki kantinden bir şeyler atıştırıyoruz. Benim en çok sevdiğim
denize bakarak çay içmek için bir çay alıyorum ve denizi seyrediyorum. 6 yıl önce Kıbrıs’a giderken Kıbrıs’ın ilk
önce Beşparmak Dağlarını görürdüm. Burada sanki o anı yaşıyordum. Ancak Yalova
tarafındaki dağlar Beşparmak Dağları
kadar yüksek değil. Olsun maziyi yaşamak beni mutlu etti. Denizde hızla
ilerliyoruz. Birden rüzgar arttı. Fırtına çıktı. Oğlum uçma denemeleri yapmaya
başladı. İnce ince bir dolu yağıyordu dolu dolu. Artık içeri kaçma zamanı
gelmişti. Zaten Topçular’a iyice yaklaşmıştık. Bizde minibüsümüze gittik.
Topçulardan
sahile çıktık ve hızla Yalova’ya doğru
hareket ettik. Yalova düz deniz kenarı
olan tipik bir Anadolu şehri. Yoğun bir
yağmur var. Bulutlar yere çok yakın. Ağaçlar yapraklarını ve çiçeklerini yeni
yeni açıyor. Yollar yağmur nedeniyle çamurlaşmış vaziyette. Yalova içerisinde
Çınarcığa doğru hareket ediyoruz. Oradan Termal yazan kısma döndük. Etraf
yemyeşil. Ama tadını çıkaramıyorum. Şoförümüz
durmadan cep telefonu ile konuşuyor. Bende hemen yanında oturduğum için her
an direksiyona müdahale edebilecek şekilde duruyordum. Bu cep telefonu kullanma olayı toplumumuzda
bir hastalık haline geldi. Bunu tedavi etmek gerekir.
Termal
bir köy gibi etraf yeşil. Çamurlu yoldan gittik ve bir tesise geldik. Bir dağ
başı henüz ortada bir şey yok. Üniversite öğrencileri, Cumartesi, Pazar günü harçlıklarını çıkarmak
için burada toplanmışlar ve pazarlama yapmaya çalışıyorlar. Yemek yedik ve
bizimle pazarlığa oturdular. Fakat çok uçuk fiyatları bize çekici gelmedi.
Kendimizi ellerinden zor kurtardık. Arabaya koşa koşa geldik. Yine aynı araca
ve aynı yere oturduk.
Yağmur
altında yola koyulduk. Yalova’yı seyir ederek hızla gidiyoruz. Yalova nüfusu
98400 olan ve denizden yüksekliği 5 olan bir şehir. Belediye Başkanının deyişi ile
“İşimiz Gücümüz Yalova” slogan haline gelmiş burada. Sis iyice çökmüş ve yağmur
artmış vaziyette, yağmurun artmasına nispet yaparcasına sürücümüz hızını daha
da arttırdı. Hatta durmadan yolda kayar gibi devamlı şerit değiştiriyor. Neyse
ki Topçular limanına geldik ve hızla gemiye hareket ettik. Gemiye binince hemen
arabadan indik. Yağmur yağıyordu. Geminin üst katına çıktık ve yine bir şeyler
atıştırdık. Denizi seyrettik. Karaya yaklaşınca minibüsümüze bindik ve sahile çıkınca hızla yola koyulduk. Hava
iyice kararmıştı. Hem akşam olmakta hem de yoğun kara bulutlar gündüzü bir anda
geceye çevirmişti.
Fatih
Sultan Mehmet Köprüsü geceleyin çok güzel görünüyordu. Köprü ışıkları romantik
bir hava yaratmıştı. Ama hızla geçtik. Artık yağmura silecekler yetişmiyordu.
Şoförümüz randevusuna geç kalmış gelin gibi hızla ilerliyordu.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder